İSLAMDA SEVGİ

          İSLAMDA SEVGİ

 

          Muhterem Müslümanlar

          İnsanın yaratılışında ki, incilerden en hikmetlisi, sevgidir. Kâinatın mayası da sevgidir. Sevgi, İman ve İslam’dan sonra en büyük derecedir. Sevgi, Hakk’a nispet edildiğinde ihsan, halka isnat edildiğinde ise baş eğme, söz dinleme anlamına gelip gerektiğinde kendini feda edebilmektir. İnsan, sevdiği ölçü değerinde insandır. Gönül sevgiyle dolup taştığı ölçüde ihsan ehlidir. Sevgi, kullukta "Hakkı"  Hak gibi bilip şuuruna ulaşmaktır. Yaratılmış mahlûkatı sevmek  “Yaradan”a nispeti bilmekten geçer. Yaratan sevilirse bundan ötürü mahlûku da sevilir.         

          Değerli Kardeşlerim

          İnanıp ta Salih amel işlemek; sevgiyle dolu olup, sevmeyi sevmek, nefretten nefret etmek, kin dolu kalbi sinede yük sayıp atmaktır. Allahın rızasına ve rahmetine mahzar olmaksa, kalbin vahdetine ve Salih amel işlemeye bağlıdır. Yüce Mevla’mız Kuran’ı Kerimde “İnanıp ta Salih ameller işleyenler için Rahman,  (Gönüllere) bir sevgi koyar.”(1) buyurmaktadır. Seven bir kalp rıza semasına yükselir. Severek hayırlı iş yapan bir gönül de rahmet tecellisinden nasibini alır. 

        Sevgili Müslümanlar

        Peygamber efendimiz “Allahın en çok sevdiği kişiler, adeta O’nun ev halkı hükmündeki mahlûkatına en çok faydası dokunandır.”(2)     buyurmuştur.                                                                                                                                              Sevgili peygamberimiz, bu âleme bir sevgi meşalesi olarak gelmiş ve dört bucağı şefkat anahtarı ile açmıştır. Çünkü O, ”Melekût âlemine” gidip döndüğü o gece yolculuğunda dudağı tebessümle süslü, gönlü ümmetine sevgiyle kaynayıp durmuş   "Ümmeti"ni

dilemişti. Yüce Allah’a “ Vücudumu cihanlar kadar büyüt de cehennemi ben doldurayım; ta kullarına yer kalmasın” diyerek, kalbinde nefrete yer olmadığını, sevgisinin bütün varlık dünyasını istila edişini anlatıyordu. İşte Peygamberimizin anlayışı sevgiden geçer. Yaratılanı sev yaratandan ötürü düsturu bu olması gerektir.

           Muhterem Müslümanlar 

           İnsanın benliğini kaplayan en büyük sevgi “Yaratıcı” alakasıyla sevmek ve yine O’nun hatırı için sevmemek. İnsanları sevmek, derecesine göre bütün varlıkları sevmek, sevgi, his ve mizaç olmalıdır. Müslüman sevgisiyle, imanıyla ve merhametiyle bir melek kadar ince ve hassastır. En küçük bir haşereyi dahi incitmemek için dengeyle hareket ederek, sevgiyle ve aşkla yoğrulmuş olup, Allah’ın yaratmış olduğu mahlûkata şefkatle bakandır.  
             Fertler arasındaki sevgiyi de bir dengede tutmak gerek, çünkü ne sevgi nede nefretin mutlak olmayacağını bilmeli ve her iki halde de pişmanlık duymamalıyız. Sevdiğinin bir gün düşmanın olma mülahazasıyla sevmek, sevmediğini de bir gün dostun olma mülahazası içinde kabul etmek gerekir.     
          Kinin bir mizaç bozukluğu, nefretin kanser hastalığı, husumetin ise içtimai bir hastalık olduğunu bilerek, bu hastalıklardan uzak durup benliğimizi sevgi ve şefkat doldurmalıyız.

         Allah’ım! Kendini bize sevdir. Sevdiklerini bize sevdir. Bizi bize sevdir.
          Hutbemi sevgili Peygamberimizin şu veciz sözleri ile bitirmek istiyorum. “ Ey insanlar! Birbirinize buğzetmeyiniz, birbirinizi kıskanmayınız, birbirinize arka çevirip alakanızı kesmeyiniz! Ey Allah’ın kulları! Hepiniz kardeş olunuz.”
(3)       

 KAYNAKLAR

1.        Meryem sur. Ayet No 96

2.        Cami-us Sağir c.1s.136 no 139

3.        Beş yüz hadis no 301

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !